Akvaryum Satın Alırken Nelere Dikkat Edilmeli

akvaryumalirlkenneleredikkatetmeli

akvaryum satın alırken nelere dikkat edilmeli

akvaryum satın alırken nelere dikkat edilmeli

Eğer gittiğiniz akvaryumcuda tanklar gözünüze güzel gözükmediler ise iki ihtimal vardır. Birincisi çalışanın /çalışanların yetersiz kalması; diğer olasılık da dükkan sahibinin ilgisiz olmasıdır. Her iki durumda da alışveriş etmeden önce iki kez düşünmek gerekir. Bazı akvaryumcular son derece hoş dekore edilmiş akvaryumlar hazırlayarak göz boyarlar ve içersindeki balıkların da albenilerini arttırırlar.

Bu duruma aldanmamak lazım. Yüzgeçleri gergin ve dik olanları arayıp bulmak gerekir. Pek çok akvaryumun içersindeki balığın gözlemlenmesi gerekir. Dik bir şekilde yüzebiliyorlar mı? Akvaryumun üst köşelerinde saklanan balıklar var mı? Akvaryumun camına mümkünse üst taraflara ufak darbelerle tıklatın. Bu hareketiniz sonucunda balıkların yem yemek için hareketlenmeleri ya da sağa sola saklanmaları gerekmektedir. Balıkların vücutlarına herhangi bir iz, form bozukluğu, leke ya da benek var mı diye mutlaka bakılmalıdır. Ağır soluk alıp verenler kontrol edilmelidir. Ağır solungaç hareketleri balıktaki parazit ya da su koşullarının kötülüğünün habercisi olabilir. Bir iki balığın durumunda görülen bu tip sorunlar normal karşılanabilir ama pek çok tank’ta bu durum var ise ciddi bir problem olduğu göz ardı edilmemelidir.

• Pek çok Akvaryumcunun karantina bölümleri yoktur.
Eğer bir akvaryumcuda yeşil ya da mavi su rengine sahip bi tank görür ve üzerinde “Satılık Değildir” yazısı görürseniz bu kötü değil aksine iyi bir durumdur. Karantinadaki balıkların durumları hakkında bilgi alın. Ne koşullar altında bu balıkların bakıldığına, beslenme durumlarına dikkat edin. Akvaryumlardaki suların ne sıklıkta değiştirildiğini öğrenin. Ve özel bir nokta. Tek bir kepçe ile mi yoksa çift kepçe ile mi balıkların yakalandığına bakın. Özellikle yakalanmak istemeyen kırılgan ve korkan balıkların strese sokularak mı yakalandığına dikkat edin.

• 3 ölü balık kuralı.
Bu konu ile hepimiz pek çok yazı okumuş ve deneyim sahibi olmuşuzdur. Akvaryum dünyasında balıkların ölümü kaçınılmaz bir süreçtir. Fakat ölmüş olan balık mağaza açılmadan önce akvaryumdan mutlaka çıkartılmış olması gerekmektedir. Günde bir balık kaybı akvaryumculuk işinde normal bir süreçtir. Ancak akvaryumda üç taneden fazla balığı ölmüş olarak görüyorsanız akvaryumlara ya da canlılara gereken önem gösterilmiyordur demektir. Eğer çalışanlar akvaryum içersinde ölü bir balık fark ettiklerinde derhal bunu sudan çıkartıyorlarsa o zaman ilgi gösterdiklerini düşünebiliriz. Ancak önemsemiyorlarsa ve durumu görmezden geliyorlarsa ilgisiz kaldıklarını belirtmek gerekir.

• Koku:
Eğer gittiğiniz akvaryumcuda ağır bir koku var ise imajlarına özen göstermiyorlar demektir. Temizliğe önem gösteren bir akvaryumcu sadece hafif bir rutubet kokusuna sahip olur. Ancak kesinlikle bir hayvanat bahçesi ya da deniz canlısı yemi kokmamalıdır. Eğer çok rahatsız edici bir koku ortamda varsa canlılara gereken özenin gösterilmediğinden emin olabilirsiniz. Eğer akvaryum canlılarından başka canlılar da satılıyorsa bunların bulunduğu yerlerden ya da kafeslerden koku gelmesi normaldir. Ancak mekanın tamamına bu koku hakim olmamalıdır. İdrar ya da daha kötü kokular tüm mekânda olmaması gerekir. Temiz bir pet shop sağlıklı balıkların da habercisi olacaktır.

• Tavır:
En bildiğimiz konulardan bir tanesidir bu.Satış personeli mutlaka dikkatli ve her duruma hazırlıklı olmalıdır.Satış personeli akvaryumları temizliyor ya da rafları düzenliyor olabilir ama yardıma ihtiyacınız olduğunda da mutlaka sizinle ilgilenebiliyor durumda olmalıdır.Balıklarla gerçek anlamda ilgilenen insanlar diğer insanlara oranlara biraz daha garip olmakla ün salmışlardır.Burada önemli olan konuştuğunuz kişinin ne kadar bilgili olduğu değil sizin o kişi ile konuşarak bu bilgileri almak isteyip istemediğinizdir.Size karşı tavrı bu noktada çok önemlidir.Kendinizi rahat hissetmezseniz anlatacaklarının çoğunu dinlemez ve pek bir şey öğrenmezsiniz.Sanki bir an önce işimi bitirsem gibi bir tavır sergiler ve sizin yanınızdan hemen ayrılacakmış gibi bir tutum içersine girer ise siz de pek vakit geçirmeden oradan ayrılır ve başka bir akvaryumcuya gitmek istersiniz.Kötü davranışlar iş dünyasında hoş karşılanmazlar.Akvaryumcunuzdan neden memnun olmadığınızı mutlaka mağaza sahibine belirtin ve ayrılma nedeninizi bilmesini sağlayın.

• Önce kendinizi daha sonra onların bilgilerini test edin:
Bu konularda yeni iseniz birkaç kitap alın ve okuyun. Başlangıçta herkesi sizden daha fazla bilgiye sahip gibi hissetmeniz son derece normal. Ancak bu demek değil ki herkes bir akvaryumcuda çalışmaktadır. Bu sadece onlar bu konuda daha tecrübelidirler ve sizinle bilgi birikimleri arasında bir miktar farklılık bulunmaktadır. Yeteri kadar okuyup doğru bilgiler edindikten sonra başkalarına bazı basit sorular sorun, bu soruların cevaplarını not edin ve eve gidip kitaplardaki sonuçlar ile karşılaştırın.Kitaba ihtiyaç duymayacak deneyime sahipseniz sorularınız ile akvaryumcuları şaşırtın.Örneğin 15 cm’lik aslan balığımın yanına bir damsel koyabilir miyim? Ya da bitki akvaryumum var ve Afrika cikletlerimi bu akvaryuma alabilir miyim? Bunlar son derece komik sorular ama alacağınız cevaplar daha da komik olabilir.

• Güdüleme hangi yönde?
Akvaryumcunuz satış yapmaya mı çalışıyor, bilgi vermeye mi yoksa her ikisini de yapmaya mı? Eğer kendinizi ikinci el araba satışının yapıldığı bir pazarda gibi hissediyorsanız bilin ki size bilgi vermekten çok satış yapmayı hedefliyorlar. Soru sorarak bunu anlayabilirsiniz. Her sorunun cevabında bir ürün almaya yönlendiriliyorsanız dikkat edin! Pek çok akvaryum problemi sadece su değişimi ile düzeltilebilir. Ya da su değerlerinin ölçülmesi ve ufak kimyasallar eklenerek büyük sorunlar çözülebilir. Ama eğer sizi bir kitap alıp bilgilenmeye yönlendiriyor ise bunu göz ardı etmeyin ve o kitabı mutlaka alın. Çünkü pek çok sorunun çözümünü orada bulacaksınız.

• Umduklarınız ve Bulduklarınız.
Bir akvaryum ile ne yapmak istiyorsunuz? Hobi için mi bu işle ilgileniyorsunuz yoksa yaşayan bir anıt mı yapmak istiyorsunuz? Ellerinizi suya sokmak sizin için bir zevk mi yoksa tüm işler ile bir başkasının mı ilgilenmesini istiyorsunuz. Balıklarla gerçekten ilgili misiniz yoksa sadece salonunuzun bir köşesini mi güzelleştirmek niyetindesiniz.

Bunlar alışverişe çıkmadan önce kendi kendinize cevaplamanız gereken sorulardır. Pek çok akvaryumcu bakımı üstlenmez ve üstlenenlerin bir kısmı da bu işi başarıyla yapamaz. Bazı büyük pet shop’lar harika dekoratif akvaryumlar yaratabilirken balık bakımı ile ilgili bilgi birikimine sahip olamayabilirler. Bu nedenle doğru yerde olduğunuzu anlamak adına bazı sorular sormalı ve cevapları değerlendirmelisiniz.

• Fiyatlar:
Fiyatlar bence kalite kadar önemli bir nokta değildir. Hiç bir akvaryumcudaki fiyat internetten yapacağınız siparişlerde olduğu kadar ucuz değildir. Ancak her ihityacınız olduğunda konuşabileceğiniz birisi mutlaka vardır. Bu nedenle kaliteli balık ve danışabilecek birilerini bulmak adına biraz daha fazla ödemekten kaçmamak gerekir.

Akvaryum Işıklandırma

akvaryumisiklandirma

Akvaryum Işıklandırma

Işıklandırma

Diğer bitkiler gibi akvaryum bitkileri de fotosentez yoluyla besinlerini sentezleyebilmek için ışık enerjisine gereksirim duyarlar. Gün ışığı, görünümü bozan ve bitkilere zarar veren yosunların oluşmasına neden olduğu için akvaryumlar genelde doğrudan güneş ışığı almayan bir yere yerleştirilir ve suni olarak aydınlatılırlar.

Işıklandırma Sistemi

Akvaryum kapağına takılan floresan lambaları en yaygın ışıklandırma yöntemidir. Bunun dışında, cıva buharlı (HQL) ve halojen (HQI) lanbalar da akvaryumlarda kullanılırlar. Güçlü ışığı ve spektrum özellikleriyle halojen lambalar daha çok deniz akvaryumlarında kullanılırlar.

Akvaryum, her gün 10–12 saat aydınlatılmalıdır. En ideali, ışıklandırma sistemini otomatiğe bağlayarak ışıklandırmanın düzenli olmasını sağlamaktır. Düzenli saatlerde açılıp kapanan ışığa balıklar kısa zamanda uyum sağlarlar. Hem yosun oluşumunu azaltmak, hem de akvaryumu daha geç saatlere kadar seyredebilmek için ışık öğlenleri bir iki saat kapatılabilir.

Akvaryumun tabanına kadar yeterli bir ışıklandırma istenir ise ışık kaynağının gücünü akvaryumun yüksekliğine göre ayarlamalıyız. Bitkilerin türlerine göre ışık gereksinimleri farklıdır. Genelde bitkiler, düşük ışık şiddetiyle yetinenler, orta şiddette ve yüksek şiddette ışık şiddeti gerektirenler diye üç gruba ayrılırlar. Herhangi bir bitki türü tanıtılırken bu gruplardan hangisine girdiği belirtilir. Işık şiddeti lux birimiyle ölçülür.

Tropik bölgelerde öğlenleri güneş altında ışık şiddeti 75000 lux’e kadar ulaşır. Bitkilerin sağlıklı gelişimi ve balıkların canlı renklerinin görülebilmesi için ışığın şiddeti kadar renk bileşenleri (spektrum özellikleri) de önem taşır.

Floresan lambaları
Son yıllarda, tatlı su ve deniz akvaryumları için uygun spektrum özelliklerinde floresan lambaları kullanılmaktadır. Işıkta mavi tonlarının fazla olması yosunlanmayı hızlandırır. Bu yüzden ağırlık, kırmızı tonları üzerinde olmalıdır. Fakat yalnızca grolux (mor renkli) lambasının ışık şiddeti çoğu bitki türü için çok zayıftır, sıcak ya da soğuk günışığı lambalarıyla beraber kullanılır. Floresan lambalı aydınlatmada dikkat edilmesi gereken konular şunlardır;

Günde 10–12 saat düzenli saatlerde aydınlatılmalıdır.
Tabana kadar yeterli aydınlanma için akvaryum 60 cm’den yüksek olmamalıdır.
Floresan lambaları kullanıldıkça yaydıkları ışığın şiddeti azalır. Akvaryumda kullanılan lambalar en azından yılda bir yenilenmelidirler.

Parlak yüzeyli parabolik yansıtıcılarla ışık verimi artırılabilir. Böylece enerjiden de tasarruf edilmiş olur.

Floresan lambalarının takıldığı sistem kaliteli, su geçirmez ve paslanmaz olmalıdır. Elektrik kaçakları olmamalıdır.

Kullanılması gereken floresan lambası sayısı, akvaryumunuzun yüksekliğine, genişliğine ve sağlamak istediğiniz ışık şiddetine (Yüksek, Orta, Düşük) bağlıdır.

Tabloda floresan reflektörleri (yansıtıcıları) kullanıldığı varsayılmıştır. Eğer yansıtıcı kullanılmıyorsa aynı ışık şiddetini elde etmek için yaklaşık iki kat daha çok lamba kullanmak gerekir.

Akvaryum Işıklandırması

akvaryumisiklandirma

Akvaryum Işıklandırması

Işıklandırma

Işıklandırmaya karar vermeden önce akvaryum içerisindeki canlılara bakmak gerekir. Akvar-yumda bitki ve mercan gibi fotosentetik canlılar varsa ışıklandırmada onlara öncelik verilmelidir ve lamba seçimi çok önem kazanır. Şekil – 3’de görülebileceği gibi bitkinin yapısındaki klorofilin ışığı soğurduğu dalga boyları mavi ve kırmızı ta-raftadır. Sizin dalga boyu bu noktalarda yükselen ışıklandırma almanız gerekir. İnsan gözü en çok yeşil renge duyarlıdır, yeşil dalga boyu ağırlıklı bir floresan size çok parlak gelse de bitki bundan oldukça az faydalanır. Eğer akvaryumda fotosen-tetik canlı yoksa tamamen zevkinize göre seçim yapabilirsiniz. Bu seçimi yaparken size avantaj sağlayacak birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle balast seçimini çok iyi yapmalısınız. Na-sılsa bu da yakıyor diyerek aldığım çin malı ba-lastı güçmetreye taktığımda 36 watt güç ver-mesi gerekirken floresana 16 watt güç verdiği-ni gördüm. Bitkili tankımda 6 tane 36 wattlık flo-resanım var zannederken meğer 6 tane 16 watt-lık floresanım varmış. O gün bugündür balastın önemini görüp, tercihimi kaliteli balasttan yana kullanıyorum. Kaliteli balastlardaki filtrelemeler de lamba ömrü ve ışık devamlılığı açısından ol-dukça iyi.

Eğer akvaryumunuzda fotosentetik canlı yoksa flo-resanları lümenine bakarak almanızı tavsiye ede-rim. Lümen tanım olarak insan gözüne göre bir ışığın gücüdür. Aynı wattdaki lümeni yüksek lambalar size görünür dalgaboyunda daha güç-lü ışık verir. Bu gücün insan gözüne göre olduğu unutulmamalıdır.

Bitki için floresan seçerken biraz daha pahallı olsa da bitki için özel floresanları almak önemlidir. Lamba üretmek ciddi bilim ve mühendislik iste-yen bir iştir ve doğal olarak da Almanlar bu işte çok iyidirler. Eğer mercan ve bitki gibi fotosente-tik canlılarınız varsa bitkilerinizi hangi dalga bo-yunda olduğu belli olmayan ve kısa bir süre son-ra vaadettiği dalga boyunu kaybeden Çin malı floresanlara emanet etmeyin. Gerekirse ısıtıcı-dan, filtreden fedakarlık edin, bütçeyi buna ayı-rın.

Lambaların kalitesine ve verdiği ışığın dalgaboyu-na göre bir süre sonra dalga boylarında sapma başlar. Bu nedenle T8 floresanların senede bir, T5 lerin ise 5 senede bir değiştirilmesi önerilir. Bu bir senelik veya beş senelik süreçte son güne ka-dar çok iyi giden, ömrünün son günü birden bo-zulan bir yapı tabi ki olmamakta, lamba zaman-la özelliğini yitirmektedir. Özellikle mavi ışık tay-fı daha çabuk bozulduğu için o bölgede yüksek değer beklenen lambalar çok daha sık değiştiril-meli, asıl değerler için lambanın üreticisine baş-vurulmalıdır. Bu 3. tekrarım ama fotosentetik canlılarınız varsa lambalar gerçekten çok önem verilmesi gereken techizatlardandır. Alman bir firmaya attığım ömür mailine aşağıdaki ceva-bı aldım: “Lambanın teknik ömrü yaklaşık 15000 saat. İlk 3000-5000 saat ışık çıkışı hala %90’ını ko-ruyor ve dalgaboylarının çoğu stabil. Bu zaman-dan sonra lambanın mavi spektrumu adım adım düşer.” Yani her ne kadar teknik olarak 5 yıl ver-seler de 1 yıl civarı ve sonrası T5 lambalarda cid-di düşüşler başlıyor, tabi bu durum T8 ler için de geçerli.

Lambaların üzerindeki kelvin değeri o lambanın is-tenilen dalga boyunda olup olmadığı ile ilgili bil-gi vermez. Gereksiz detaya girmek istemiyorum, dileyen kişiler “black body” denilen kara nesne-yi araştırıp kelvin renk skalasının nereden geldi-ğini öğrenebilir. Sonsuz sayıda dalgaboyu dağı-lım ihtimali var ve bunları kelvin ile tanımlayabil-mek mümkün değil 10000 Kelvin’deki bir ışık bit-kinizde çok faydalı da olabilir, çok az faydalı da olabilir. Işık seçilirken eğer fotosentetik canlıları-nız varsa onların soğurduğu dalga boyuna göre, eğer yoksa sizin göz zevkinize ve lümen değeri-ne göre lambaları seçiniz.

Kaynak: Akvaryum Plus Dergisi
Refet Ali Yalçın

Akvaryum Filtreleme

akvaryumfiltreleme

Akvaryum Filtreleme Seçenekleri

Çoğunlukla bir su pompasından ve kirli suyun içinden geçerken temizlendiği bir filtre haznesinden oluşur. Suyu temizlemesinin yanında akvaryumda sürekli su dolaşımı oluşturarak sıcaklığın eşit dağılmasını ve suyun oksijence zenginleşmesini sağlar. Su filtresinin rahatsız edici sesler çıkarmamalıdır.

Akvaryum filtresiyle, kullanılan filtre malzemelerinin cinsine bağlı olarak mekanik, biyolojik ve kimyasal olmak üzere üç tür filtrasyon gerçekleştirilebilir.

Mekanik filtrasyon
Mekanik filtrasyonda su, sünger, sentetik elyaf gibi tortu tutucu filtre malzemeleri kullanılarak kaba kirlerden arındırılır. Mekanik filtrasyon, kolayca temizlenebilen bir ön filtre aracılığıyla gerçekleştirilip, daha zor temizlenen ve biyolojik filtrasyonun yer aldığı esas filtrenin daha uzun süreler temizlenmeden görev yapması sağlanabilir. Mekanik filtre malzemeleri, malzeme türüne göre sık sık yıkanmalı ya da yenilenmelidirler.

Biyolojik filtrasyon
Biyolojik filtrasyonda sünger, fırınlanmış seramik gibi bol gözenekli, geniş yüzeyli filtre malzemelerine yerleşen aerobik ve anaerobik bakteriler, azot zinciri gibi biyolojik dönüşümleri gerçekleştirerek suyun biyolojik olarak arınmasını sağlarlar.

Biyolojik süzmede özellikle ayrışan maddelerden meydana gelen amonyağın giderilmesi önemlidir. Çünkü balıkların artıklarıyla ve artıklarından oluşan amonyağın uzaklaştırılması gerekir. Bu bakımdan amonyağın zararsız nitrat bileşiklerine dönüştürülmesi için bir grup yararlı bakteri görevlendirilir. Bu bakteriler çakılların üst katmanlarına yerleşirler, bunların oksijence zengin bir ortamda kalması hâlinde (aerobik) takviye edilip güçlendirilmeleri lazımdır.

Filtreye yeni yerleştirilmiş bir malzemede bakterilerin kolonileşerek yeterli nüfusa ulaşmaları bir ay kadar bir zaman alır. Filtreyi temizlerken bakteri kolonilerini yok etmemek için biyolojik filtre malzemesi değiştirilen akvaryum suyuyla hafifçe çalkalanmalıdır. Biyolojik filtre malzemesini yenilenirken bakteri oluşumunu hızlandırmak için bir miktar eski malzeme ilave edilebilir.

Kimyasal filtrasyon

Suyun asitliğini düşürmek ve dengede tutmak için turba (torf, peat) filtre malzemesi kullanılır. Hümik asitler içeren bu filtre malzemesi, suyu hafif kahverengileştirerek yumuşak suyu seven bazı balık türlerinin yaşamasına uygun bir ortam sağlar.

Değişik filtre tipleri vardır. Bazıları akvaryumun içine yerleştirilirken (iç filtre) bazıları dışarıda (dış filtre) kalırlar.

Akvaryum Filtreleri ve Kafa Motorları

akvaryumkafamotorlari

Filtreler ve Kafa Motorları

Akvaryumlarda kullandığımız iç, dış, şelale filtreler ve kafa motorları, suyun çıktığı kapalı kısım içeriReçelsindeki sargılarda üretilen manyetik alan ile çalıReçelşırlar. Filtreyi temizlerken çıkartıp temizlediğimiz mıknatıslı pervane, bu manyetik alanda dönerek suyu iter. Bu sistem oldukça eski ama, hem veReçelrimli hem üretilmesi için ileri teknoloji gerektirReçelmeyen gayet başarılı bir uygulamadır. PiyasadaReçelki farklı markaların benzer ürünlerindeki fiyat farReçelkına sebep olan şey kullanılan sargı malzemeleReçelrinin kalitesi ve biraz da pervanenin tasarımıdır. Amacımız bir filtre yapmak değil veriminin nereReçelde olduğunu ve neden önemli olduğunu anlaReçelmak olduğundan yapım detayına inmeyeceğiz.

Filtreyi sınava sokarken bakacağımız parametreler su çıkış hızları ve elektrik sarfiyatlarıdır. Bu paraReçelmetreleri tahmin etmek tabi ki zor değil ama beReçelnim farklı olarak değinmek istediğim birkaç nokReçelta var. Örneğin bir akvaryumda devamlı çalışan 30 Watt’lık bir iç filtre, bir diğerinde ise devamReçellı çalışan 30 wattlık ısıtıcı olsun. Bu durumda diReçelğer tüm şartlar aynı ise bu akvaryumların sıcakReçellığı aynı olur, tek fark sudaki akıntıdır. Aynı şekilReçelde sumpınızda 200 watt harcayan bir kafa motoReçelru varsa bilin ki 24 saat çalışan 200 wattlık bir ısıtıReçelcınız var gibi suyun sıcaklığı etkilenir. Bunun neReçeldenini anlamak için enerjinin korunumuna veya termodinamiğin birinci yasasına bakılabilir. Motora verdiğimiz 30 wattlık güç; iç filtrenin çalışReçelmasını sağlıyor, akıntı hızı birkaç saniyede sabitReçellendikten sonra artık değişmiyor. Bu durumdan sonra verilen 30 wattlık gücün bir kısmı motorReçelda doğrudan ısıya çevriliyor, kalan kısmı ise hızReçellı akan suyun moleküler arası sürtünmesi sonuReçelcu ısıya dönen enerjisini o moleküllere tekrar veReçelrip akıntının yavaşlamasını engelliyor. Dolayısıyla siz kaliteli 100 Watt’lık bir motor aldığınızda suReçelyunuz daha çok akıntılı, kalitesiz 100 Watt’lık bir motor aldığınızda suyunuz kaliteliye göre daha az akıntılı olacaktır, ikisinde de neticede suda 100 Watt’lık daimi bir ısıtıcı çalışıyormuş gibi su ısınacaktır.

Eğer akvaryum ısıtıcının aylarca çalıştığı, soğuk ikReçellime sahip bir yerde ise kaliteli bir kafa motoru veya iç filtre almanızın size çok bir getirisi olmaz. Sonuçta akıntıya çevrilmeden doğrudan ısıya çevrilen atıl ısı, ısıtıcınız sık çalıştığı için kayıp olReçelmayacaktır, bu ısı ısıtıcıya destek olacaktır. Bu sisReçeltemler başta da bahsettiğim gibi yüksek teknoReçelloji gerektirmeyen, gayet basit, her üreticinin yaReçelpabileceği sistemler. Tabi çok kalitesiz ürünlerde motorda şişme ve mıknatısın durması, elektrik kaçağı gibi sorunlar yaşanabilir ancak ortalama ürünleri almakta bence bir sakınca yok.

Eğer akvaryum sıcak iklimli bir yerde ise motoruReçelnuz akvaryumun ısınmasına katkıda bulunur ve sıcaklığın düşürülmeye çalışıldığı mevsimlerde problem yaratır, soğutucu kullanıyorsanız onun daha fazla çalışmasına, kullanmıyorsanız da akReçelvaryumun daha yüksek sıcaklığa gelmesine neReçelden olur. Bu nedenle aynı aktıntıyı sağlayacak 100 wattlık bir kafa motoru yerine 50 wattlık bir motor alınması daha mantıklı olacaktır.

Dış filtreler suyun dışında olduğu için durum biraz daha farklıdır. Motorda suya verilemeden kayReçelbolan ısının bir kısmı motor suda olmadığı için suya değil havaya gitmektedir. Bu miktar motoReçelrun tasarımına göre değişir. Dış filtrenin kalitelisiReçelni almak, iç filtreye ve kafa motoruna göre daha önemlidir. Zira dış filtreler içlerinde filtre malzeReçelmeleri bulunduran, bu malzemelerin üzerinden geçen suyun dağılımı ve miktarı önemli olan ve çıkartılıp temizlenirken daha kullanışlı olması geReçelreken cihazlardır. Dış filtreler, iç filtre ve kafa moReçeltorlarından daha komplekslerdir ve kompleksliReçelğin arttığı noktada mühendisliğin önemi artar.

Dış filtreden yüksek verim alınmak isteniyorsa bir kaç hususa oldukça dikkat edilmesi gerekir. NaReçelsıl elektrikte direnç arttıkça akım azalıyorsa, su da aynen bu şekilde davranır. Su pompadan çıktıkReçeltan sonra muhattap olduğu her kenar köşe ona karşı direnç oluşturmaktadır. Hortumlar gereksiz uzunlukta olmamalıdır, hortum uzadıkça akınReçeltı hızı azalır. Su akışına karşı en önemli dirençReçellerden birisi de dirseklerdir, bunları en az sayıReçelda kullanmak gerekir. Tıkanmış elyaflar ve sünReçelgerler ise filtre içindeki direnç sebepleridir. Son olarak filtrelerin hortum çıkışına takılan ve suyu 8Reçel9 ayrı noktadan tazikli vermeye yarayan apaReçelratlar da akıntı hızını oldukça düşürür. İhtiyacınızı göz önünde bulundurup, bu filtre elemanlarını mümkün olduğunca az kullanmalısınız.

Elektronik kontrol devresi olan bir filtre hariç, piReçelyasadaki tüm filtrelerin debisi azaltılınca elektReçelrik sarfiyatı değişmemektedir. Bu nedenle tıkanReçelmış akmayan bir filtre bu enerjiyi akvaryuma taReçelşıyamayacağı için bir süre sonra ısınıp bozulabiReçellir. Düzenli filtre temizliği aksatılmamalı ve akvarReçelyumdaki filtre girişinin tıkanmamasına özen gösReçelterilmelidir.

Akvaryum Hava Motoru

akvaryumhavamotoru

Hava Motoru

Hobiyle fazla haşır neşir olmayan kişiler, hava mo-toru ile suya verilen kabarcıkların sadece dekor amaçlı olup, suyla madde alışverişi yapmadığı-nı sanıyorlar. Oysa ki bu kabarcıklar suyla madde alışverişinde bulunur ve bu alışveriş genellikle suya oksijen kazandırmamızı sağlayan en iyi yol-dur. Hava motorları prensip olarak filtredeki mo-torlorla benzer mantıkla çalışan, içinde manye-tik alan oluşturan bir sargı ve bundan etkilenip dönen pervaneli mıknatıs yerine, etkilenip pom-payı sallayarak hava basan bir mıknatıs bulunan cihazlardır. En büyük 2 sorunu içindeki pompa-nın zamanla malzeme yorulmasına uğrayıp yır-tılması ve çok ses-titreşim yapmasıdır. Ses ve tit-reşim önemli değilse ucuz bir ürün de işinizi görecektir. Elektrikler kesildiğinde ters sifon yapma-ması için iyi bir check valve kullanın veya hava motorunu akvaryum seviyesinin üzerinde tutun. Dış filtredeki dirsek, hortum uzunluğu ve uçta-ki dağıtıcının (bunda hava taşı) dirençleri ile ilgi-li yorumlar bunda da geçerlidir. Havanın akvar-yuma giderken önüne çıkan bu tip engeller de-binin azalmasına neden olmaktadır.

Tahta hava taşları daha fazla direnç yaratıp daha az hacim-de kabarcık çıkartmaktadırlar, ancak gözden kaç-maması gereken bir nokta var. Her ne kadar tah-ta hava taşında debi düşse de kabarcık boyutları da azalmakta. Kabarcık boyutu azalınca aynı ha-cimdeki kabarcık için kabarcıkların suyla buluş-tuğu yüzey artmakta. Örneğin 5 mm çaplı bir ka-barcığın yüzey alanı, kendisini 1 mm çaplı parça-lara böldüğümüzde oluşan yüzey alanının 5’de 1’i oluyor. Bu nedenle tahta havataşları debiyi azaltyıor gibi görünse de getirileri aslında daha yüksektir. Zamanla deforme oldukları ve kabar-cıkboyları büyüdükleri için birkaç ayda bir değiş-tirilmeleri gerekmektedir.

Kaynak: Akvaryum Plus – Refet Ali Yalçın

Akvaryum Ölçüm Cihazları

akvaryumolcumcihazlari

Akvaryum Ölçüm Cihazları ve Su Ölçüm Cihazları

Ölçüm cihazlarının önemi neyi ölçtüğüne ve na-sıl ölçtüğüne göre değişmektedir. Örneğin pH metreleri ele alırsak piyasada en sık rastladığımız el tipi ve normal tip pH metreler bulunmaktadır. El tipi pH metrelerin alırken probunun değiştirle-bilir olmasına, ölçerken ise pillerinin iyi durumda olmasına dikkat edilmelidir. pH ölçer probeların kurumaması gereklidir bu nedenle bir sıvı içeri-sinde satılır ve muhafaza edilir.Kontrol üniteleri ve normal tip ölçüm cihazlarına probe dışarıdan genellikle bnc soket ile bağlanır. Bir ölçüm ciha-zının en önemli kısmı probedır. Ölçümü yapan odur ve gerisi ne kadar iyi olursa olsun o yanlış iş yaparsa sonuç yanlış olur.

Probe alırken kaliteli ürün almaya dikkat edilmelidir. Probun kablosu-nun izoleli iyi bir kablo olması çok önemlidir zira bu izolasyon ne kadar az ise çevresindeki cep te-lefonu, floresan balastı ve motorların oluşturdu-ğu manyetik alandan o kadar etkilenir. Kablo ne kadar kısa olursa etki o kadar az olur, kaliteli markalar probe kablolarını uzun tutmazlar ve iyi izo-lasyonlu yaparlar. Tabi yine de probe ve kablolsunu, çalışırken manyetik alan oluşturan balast-lar ve motorlardan hatta mıknatıslı cam silecek-lerinden uzak tutmakta fayda vardır.

Elimden geldiğince akvaryum malzemelerinin ça-lışma prensiplerini ve bunların bize pratikteki ge-tiri ve götürülerini anlatmaya çalıştım. Umarım bu bilgiler ışığında daha verimli malzeme seçimi ve kurulumu yapabiliriz. İyi hobiler…

Akvaryum Isıtıcılar ve Soğutucular

akvaryumisiticisogutucu

Isıtıcılar ve Soğutucular

Isıtıcılardan bahsetmeden önce soğutuculardan bahsetmek istiyorum. Elektrik bir enerjidir, ener-ji alan maddenin ısınması beklenir (örneğin ısıtı-cılar), oysa ki buzdolabında da gördüğümüz gibi enerji alan bir cihazın soğuması ilk başta insanın kafasını karıştırıyor. Aslında bu soğuma bizi biraz yanıltıyor, bunun için Şekil – 1’i inceleyebiliriz. Ci-haz fişten aldığı gücü bir yerin ısısını çekip orayı soğutmada kullanıyor, ardından hem fişten hem de ortamdan çektiği enerjiyi başka bir ortamdan atıyor. Şekildeki kutuyu bir buzdolabı olarak dü-şünürsek, elektrikten 1000 watt çekiyor, buzluk-tan 2000 Watt çekiyor, arkasındaki sıcak kısım-dan ise 3000 Watt olarak çekilen bu enerjileri atı-yor. Bu nedenle soğutucuların kapalı bir ortama konulmaması gerekir, arkadaki ısınan kısım eğer ısıyı atamayıp daha da ısınırsa soğutucu çalışa-maz. Bu nedenle soğutucu kapalı dolaplara ko-nulmamalı, soğutucunun bulunduğu oda kü-çükse bu oda ara ara havalandırılmalıdır. Akvar-yumlardaki soğutucular da bu şekilde çalışır, fi-yatlarının pahallı olmasının en büyük sebeple-rinden birisi suyun neden olduğu paslanmanınengellenmesi için kullanılan titanyumdur. Buz-dolaplarında soğutulan şey havadır, hava faz-la aktif değildir ve paslanmaz çelik gibi metalleri çok uzun süreler paslandırmaz. Akvaryum suyu, özellikle de tuzlu ise ısı alışverişi yapan kısmı çok çabuk paslandırıp suyu zehirler bu nedenle pas-lanmaz çelik yerine titanyum alaşımları kullanı-lır bu da oldukça pahallıdır. Bu yüzden eski buz-dolapları, sebil gibi şeylerden soğutucu yapma-ya çalışmak titanyum ısı değiştirici alınmadıkça başarısızlıkla sonuçlanır.

Elektriği israf etmenin en uç yolu onu doğrudan ısıya çevirmektir. Çoğu verim hesaplamasında ortaya çıkan ısı bir kayıp olarak görülür, akvar-yumu ısıtmak için ise ısı bizim elde etme istedi-

ğimiz şeydir. Bir sürü markanın bir sürü ısıtıcısı mevcut, bunların hepsinin verimi aynıdır alınan tüm güç ısıya çevrilir. Hepsi kaç watt ise, suyu o kadar ısıtır. En kaliteli ürünün dahi, elektrik fa-turası baz alındığında, en kötü ısıtıcıdan bir far-kı yoktur. Her ne kadar verim olarak bir fark ol-masa da kaliteli ısıtıcı almanız için bazı gerekçe-ler olduğunu da söylemem lazım. Kaliteli ısıtıcıyı su değiştirirken dışarıda unutursanız uzun süre çatlamaz, balık çarpmalarına karşı camı daha dayanıklıdır, termostatı daha hassastır, conta-sı daha kalitelidir, bu yüzden de su sızdırma ris-ki çok daha düşüktür. Yaptığım güç ölçüm testle-rinde 200 watt’lık Alman malı ısıtıcıların 190 watt civarı güç çektiğini, uzakdoğu menşeili ürünlerin ise 160-170 watt civarı güç çektiğini ölçtüm. Isıtı-cınız kaliteli bir ürün değilse vaadettiği ısıyı sağ-lamayabiliyor, bu yüzden ne olur ne olmaz gere-ken ısıtıcı gücünün bir üst modelini almakta fay-da var. Kafa karıştırmamak için belirtmem gere-kirki ısıtıcı 170 watt çekiyorsa 170 watt, 200 watt çekiyorsa 200 watt ısıtır. 200 wattlık ısıtıcıların öl-çümde 170 watt çıkması, 170 watt elektrik çekip 200 watt ısıttıkları anlamına gelmiyor. Sadece re-zistansı daha kısa bıraktıkları için 200 watt yaz-masına rağmen rezistansın üzerinde birim za-manda daha az (170 watt) ısı üretiliyor.

Elektriği ısıya çevirmek masraflı ama bunun daha verimli bir yolu mevcut. Soğutucuyu anlattığı-mız şekil 1’i birazcık değiştirip şekil 2 yapabili-riz. Bu sefer sistemimiz elektrikten 1000 watt alıp bu gücü dışarıdan 2000 watt çekmede kullanıp bize 3000 watt verir. Klimalardan ve bu tarz ısı pompalarından bahsediyorsak verim yerine per-formans katsayısından bahsederiz. Örneğin son örnekte 3000 watt ısıyı 1000 watt ile elde ettik.

1 koyup 3 aldık, 3000/1000=3 hesabı ile perfor-mans katsayımızı 3 buluyoruz. Oysa bu sayı kul-landığımız klasik ısıtıcılarda 1’dir. Özellikle büyük akvaryumlarda bu şekildeki ısı pompasının ge-tirisi faturada çok daha görülebilir olur. (Örnek-te görülebildiği gibi 3’lük bir performans katsa-yısı ile 300 TL yerine 100 TL verilir). Elektrik fatu-rasındaki değişiklikten ürün kısa sürede kendini amorti edecektir. Üzücü olan durum hobiciler 20-60 lira aralığında ısıtıcı almak varken bu cihaz-lara 700-800 lira ödemeyi düşünmeyeceğinden ısıtma amaçlı olarak bu tür ürünler henüz yay-gın değillerdir. Özellikle büyük avkaryumu olan ve akvaryumu soğuk ortamda bulunan kişilere ısı pompası kullanmalarını tavsiye ederim.

Bazı kişiler üretimhanelerinde ufo diye genellediğimiz cihazları kullanıp ufonun ısıtmada verim-li olduğunu söylüyorlar. Ufonun da bildiğimiz yağlı radyatör, elektrikli ısıtıcı, akvaryum ısıtıcısı vb. gibi cihazlarla performans katsayısı aynı, yani 1’dir. Normal ısıtıcılar sizi ısıtmak için önce hava-yı ısıtır, hava gelip sizi ısıtır. Eğer arada hava yok-sa ısınamazsınız. Ancak ufolar güneşin dünyayı ısıttığı gibi elektromanyetik dalgalar yayarak bizi ısıtır. Zaten başta bahsettiğim gibi verim olarak hiç bir farkı olmadığı gibi gönderilen ışınları pek çoğu su tarafından soğrulmayacak ve arkada-ki duvarlar ısınacaktır. Akvaryumdaki koyu renk-li balıklar, açık renklilerden fazla ısınacaktır. Yani kısacası nereden bakarsanız bakın ufo ile akvar-yum ısıtmak çok yanlış bir yaklaşımdır.

Su, çok yoğun ve ısı sığası büyük bir maddedir, ısın-mak çok enerji gerektirir. 86 litrelik bir akvaryu-mu 1 derece arttırmak için gerekli ısıyla, 3 metre yüksekliğindeki, 100 metrekarelik bir evin içinde-ki tüm hava 1 derece ısıtılabilir. Bu nedenle zor-la kazandırdığımız ısıyı korumak adına iyi izolas-yon yapmalıyız. Akvaryumdaki en büyük ısı kay-bı buharlaşmadan olur. 1 litre buharlaşan suyun sudan çektiği ısıyı vermek için 100 Watt’lık bir ısı-tıcı 6.5 saatten fazla çalışır. Buhar görüldüğü gibi çok yüksek enerji taşır, su buharlaşırken akvaryu-mun sıcaklığını düşürür, bu nedenle su sıcaklığı hava sıcaklığından düşük olur. Bardaktaki bir su-yun havadan birkaç derece daha soğuk olması-nın nedeni de bu daimi buharlaşmadır. Buhar-laşma akvaryumun üzeri kapatılarak engellene-bilir. Buharlaşma engellenince su yüzeyindeki kapalı alanda nem %100 olacak ve buharlaşma ile kayıp duracaktır. Buharlaşmanın tamamen engellenmesi su yüzeyinin tamamen kapanması demektir, bu da havalandırma, ışık ulaşımı gibi bazı problemler getirebilir. Buharlaşmanın tam olarak engellenmesinin mümkün olmadığı ko-şullarda, kısmi olarak engellenmesi de kısmi fayda sağlayacaktır.

Fan ile soğutmada yukarıdaki paragrafta belirtti-ğim buharlaşmanın sudan ısı çekmesi prensibin-den faydalanılır. Fan tek başına soğutucu bir ele-man değildir. Fan olmakta olan bir şeyi hızlandı-rır. Örneğin arabadaki motordan gelen 90 de-recedeki su kendi haline bırakıldığında hava sı-caklığı olan 30 dereceye 1 saatte düşecekse, fan üzerine hava üfürürse daha kısa sürede 30 de-receye düşer. Ancak üfürülen hava suya doğru-dan temas etmeyecek şekilde ne kadar üfürür-se üfürsün su 30 derecenin altına indirilemez.

Bazı hobicilerin suyu bakır borudan geçirip bo-runun dışını fanla soğutmaya çalıştığını okuyo-rum, amaçlanan soğutmanın bu şekilde yapıl-ması mümkün değildir.

Fan su yüzeyine üfürerek buharlaşmayı hızlandı-rır, böylece ısı hızlı bir şekilde çekilir ve sıcaklık daha fazla düşer. Bu sistemin dezavantajı orta-mın nemlenmesi ve su kaybıdır. Fan, kapalı bir kapağın içine koyulursa sıcaklığı düşürmek yeri-ne arttıracaktır. Hızlı buharlaşma fanın su üze-rindeki buharı itmesi ve giden buhardan açılan yere yeni buharın gelmesi ile olur. Eğer ortam kapalıysa fanın getirdiği yeni hava da neme doy-muş olacaktır ve ekstra bir buharlaşma yani so-ğuma gerçekleşmeyecektir.

Fanlar küçük boyutlarına karşın çok iyi soğutma ya-pabilirler, o yüzden bir sıcaklık kontrol ünitesi ile kullanılması suyun stabilliği açısından daha iyi olacaktır. Fan ile ilgili son olarak mümkün oldu-ğunca düşük voltlusunu seçmek gerektiğini söy-lemeliyim. 220 Volt ile çalışan fanlar suya düşer-se büyük tehlike oluşturur. Bu nedenle 12 Voltluk fanlar tercih edilmelidir.

Kaynak: Akvaryum Plus – Refet Ali Yalçın

Akvaryum Sıcaklığı Kaç Derece Olmalı

akvaryumisissineolmali

Akvaryum Su Isısı, Sıcaklığı Kaç Derece Olmalı

Akvaryum balığı yetiştiriciliğinde en önemli konulardan biridir. Isıtıcı-termostatın görevi akvaryumun sıcaklığını ayarlanan sıcaklıkta olabildiğince sabit tutmaktır.

Isıtma düzeninde meydana gelecek ve fark edilmeyecek hatalar sonucu balıklar zarar görebilir bazen de ölümlere yol açabilir.

Su sıcaklığı arttıkça su içerisindeki erimiş oksijen miktarı azalır. Bu nedenle su sıcaklığı arttıkça havalandırma konusuna da dikkat edilmelidir.

Çok kalabalık olmayan akvaryumlarda elektrik kesilmesi nedeni ile 4–5 saat hava verilememesi balıklara çok büyük zarar vermez.

Isıtıcı gücü akvaryum büyüklüğüne göre planlanır. Genel olarak 1 lt hacim için 1 watt yeterli olabilir. Örneğin 50 lt’lik bir akvaryum için 50 watt, 100 lt’lik bir akvaryum için 100 waat ısıtıcı konulabilir. Fakat bu oran odanın da devamlı sıcaklığına bağlı olarak değişebilir.

Isıtmada amaç akvaryumun her zaman her yerini eşit şekilde ısıtılmasını sağlamaktır. Bunun için ısıtıcıyı akvaryumun dip kısmına yerleştirilmelidir. Hatta akvaryumun taban kısmının geniş bir görünüş vermesi için eğimli şekilde taban kısma kum veya çakıl yerleştirilir ise ısıtıcı en çukur olan yere konulmalıdır. Böylece ısınan suyun üste yükselmesi ayrıca hava ve balıkların hareketi ile sıcaklık her yere dağılmış olacaktır.

Akvaryumun bulunduğu oda içerisindeki sıcaklık koşulları da ısıtmayı önemli derecede etkiler. Kaloriferli salonlarda bile gece yarısı kaloriferlerin söndürülmesi nedeni ile ısı değişiklikleri olur. Bu nedenle kullanılacak ısıtıcı düzeninin gücü en soğuk zamanda bile
akvaryumda 23–27 0 C sıcaklık sağlıyacak güçte olmalıdır. Akvaryumun başarılı bir şekilde ısıtılabilmesi için akvaryumun su kapasitesine göre kullanılabilecek ısıtıcı güçlerinin aşağıdaki şekilde olması önerilebilir. Fakat bu öneri ancak iyi bir termostat kullanıldığında geçerli olacaktır.

  • 20–30 Litre 50 Watt
  • 40–50 Litre 75 Watt
  • 60–75 Litre 75–100 Watt
  • 100 Litre 100–150 Watt

Bu gibi termostat kullanmak istemeyenlerin sadece bir ısıtıcı ile akvaryumlarını ısıtmak isterler ise 1 litre su için 1 watt hesabı ile ısıtıcı kullanmaları önerilebilir. Örneğin 25 litrelik bir akvaryum için 25 wattlık, 50 litrelik su hacmi için 50 wattlık bir ısıtıcı kullanılması düşünülebilir.

[youtube id=”bFV31Nx3X88″ width=”600″ height=”350″]

Akvaryumlarda gereğinden daha güçlü ısıtıcı kullanmak termostat üzerine fazla yük binmesine ve bunun sonucunda çabuk bozulmasına ve beklenmedik bir anda arıza yapıp balıkların haşlanarak ölmesine neden olabilir. Bu nedenle gereğinden güçlü ısıtıcı kullanmak doğru değildir. Değerli balık yetiştirenler bazen akvaryumlarında 2 adet termostatlı 2 ısıtıcı kullanırlar.

Isıtıcının akvaryumun üst veya yan kısımlarına konulması ısının akvaryumun içine iyi yayılmasını önler. En uygunu ısıtıcının akvaryumun taban kısmına yerleştirilmesidir.

Isıtıcı ve termostadın ayarı oldukça önemlidir. Bu işlem aşağıdaki sıralamadaki gibi yapılmalıdır:

  • Önce ısıtıcıyı akvaryumun dibine yakın yerleştirilir.
  • Termostadı üst kısmı suya girmeyecek şekilde akvaryumun kenarına asılır.
  • Isıtıcının fişini termostadin fişine takılır.
  • Termostadın fişi pirize takılır.
  • Termometre ile suyun sıcaklığını ölçülür.

Termometre:
Akvaryumda ısıtıcının sağladığı ısının ölçülmesi için kullanılır. Isıtıcının doğru çalışıp çalışmadığını kontrol içinde gerekli bir araçtır. Kullanılan ısıtıcının termostatı bulunmasına rağmen yinede termometre bulundurmak gerekir.

 

Balık Türleri İçin Uygun Sıcaklık Değerleri ;

 

BETA BALIĞI
Ana vatanı siyam, Malezya ve Koşenşin’dir. 18-32C* arasında yaşar.
Betanın dişileri,erkeklerine pek benzemez, renkleri daha soluktur. Oldukça sakindirler, Betaların erkekleri buna rağmen bir araya geldiklerinde ,öldürünceye kadar dövüşürler. Fakat bir çift Beta, karışık bir akvaryumda oldukça rahat yaşayabilirler Yumurtlayarak çoğalırlar,yumurtalar, 48 gün içinde çatlar. Yumurtlama bitene kadar erkekle dişi ayrılmalıdır,sonrasında erkek Beta,yavrularını ağzında oluşturduğu kabarcıkla koruyacaktır; bu,yavrular 5-6 günlük olana kadar devam eder ki; sonrasında bebekler babadan ayrılmalıdır.

Küçüklüklerinden itibaren yeterince geniş akvaryumlarda beslenen Betalar çok canlı ve sağlıklı olurlar. Yüzgeçlerinin, renklerinin ve hareketlerinin güzelliklerini sonuna kadar gösterirler. Mutsuz kavanoz Betaları ise sarkan yüzgeçleriyle süklüm püklüm bir görüntü sergilerler. Bir akvaryuma konulduklarında bir süre yüzdükten sonra yorulup dibe çökerler. Üretimde de sağlıklı akvaryum Betalarından çok daha iyi sonuç alınır. Yuvayı yapacak, dişiye kur yapacak ve sonra yavrulara bakacak enerjiyi zor (veya hiç) bulamayan kavanoz betaları genellikle üreme sürecinden kısa bir süre sonra ölürler.

 

GURAMİ
Kendi boyutlarındaki balıklar için barışçıldır. Erkeleri birbiriye kavga edebilir. Canlı bitkiler, kayalar veya odunlarla dekore edilmiş akvaryumlar gromi için idealdir. Yetişkin bir gromi 12 cm. ye kadar büyüyebilir. Beslenmesi kolaydır pek çok yemi kabul eder. Akvaryumun tüm seviyelerinde yüzer. Vücudunun altındaki duyargalarını kullanarak akvaryumun içindeki bitkileri, kayaları, balıkları vs.. keşfeder. Aşırı beslenmemelidir aksi taktirde erken ölebilir.

Gromi ler köpük yuvacısıdırlar yani yumurtalarını suyun yüzeyine bırakırlar. Erkek grominin sırt yüzgeçi sivri ve noktalıdır dişinin ise yuvarlaktır.
JAPON BALIĞI
Sırt,karın ve göğüs yüzgeçleri kuyruk yüzgeci gibi son derece gelişmiştir. Duyarlı ve nazik balıklardır, karma akvaryumlar pek tavsiye edilmez. 18-22 derece ideal ısıdır, ısıtılmayan akvaryumlarda da yaşayabilirler. Bol oksijen,geniş bir akvaryum tavsiye edilir. Canlı yemleme gelişmelerini kolaylaştırır, yumurtlayarak ürerler
KILIÇ KUYRUK
Barışcıl ve diğer balıklarla iyi geçimlidir. Yeni başlayanlar için uygun bir balıktır. Su seviyesinin her kısmında yüzerler. Suyun tuz oranının biraz yüksek olması çok iyidir. Su sıcaklığının 18-27 derece PH değerinin 7-8.3 olması gerekmektedir.

Canlı doğuranlardır.Yavruların bitkili bir ortamda olması çok önemlidir çünkü ebeveynleri onların varlığını anladıkları taktirde hemen hemen hepsini yiyeceklerdir bu yüzden yavruları görür görmez yavruluğa yada başka bir akvaryuma aktarın.

Erkek kılıçkuyruğun anal yüzgeçleri vardır ve adınıda aldığı gibi kuyruğunun alt kısmından sivri kılıça benzer bir kuyruk uzantısı vardır. Dişiler ise daha çok büyür ve vücudları yuvarlakımsıdır.

 

LEPİSTES
Lepistes yeni başlayandan tecrübeliye kadar her düzeyden akvaryum meraklısının besleyebileceği bir balıktır.

Sayısız renk kombinasyonuna sahip olabilirler. Çeşitliliğin bu denli çok olması akvaryumların rengarenk görünmesini sağlar. Alman, Kobra, Mavi lepistes gibi çok bilindik varyetelerin yanısıra kılıçkuyruklu lepistes gibi çok özel varyetelere de rastlanabilir.

Değişik su koşullarına adapte olabilen bir balıktır. Geniş bir sıcaklık aralığında beslenebilir. Pek çok kişi 26 derecelik sıcaklığın bu balıklar için şart olduğunu düşünür. Gerçekte bu derecenin altındaki sıcaklıklarda da gayet sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilirler. 20 derecenin altında gelişimleri yavaşlar. Su değişimleri aksatılsa bile fazla bir sorun yaşanmaz. Yükselen nitrattan bile pek etkilenmezler. Nitrat değerlerinde çok aşırı yükselmeler olduğunda kuyruk ve yüzgeçlerde mantar benzeri görünüm ve erimeler yaşanabilir. Bu tablo, yavaş ilerleyişi ve ilaca cevap vermeyişi ile mantar hastalığından ayırdedilebilir.

Pul yemler, granül yemler, canlı yemler… Tüm yemleri nazlanmadan tüketirler. Kaliteli, bitkisel katkılı pul yemlerin bu balıkların gelişiminde ve renklenmesinde büyük fayda sağlar. Haftada 3-4 öğün canlı yem verilmesi faydalıdır. Artemia larvaları hem yavru hem de erişkin lepistesler için eşsiz bir yemdir.

Yüksek üreme potansiyeline sahiptirler. Yavrular hızla gelişir ve üreme çağına ulaşırlar. Üretimlerinde yavruluk kullanılabilir ancak bitkili akvaryumda serbest doğum yapılması dişi balığın yıpranmasını önler. Doğum sonrası kondüsyon kazandırıcı yemleme yapılmazsa birkaç doğum sonrası dişiler kamburlaşır ve ölürler.

Karma canlı doğuran akvaryumlarında beslenebilirler. Akvaryumda bol bitki bulunması, kılıçkuyruk gibi türlerin lepisteslerin kuyruklarına vurmasını engeller.

Bu balıkları besleyen her hobici beyaz benek ve mantar hastalığı hakkında bilgi sahibi olmalı ve gerekli ilaçları bulundurmalıdır. Akvaryuma çok az miktarda iyotsuz tuz eklenmesi bile hastalık riskini belirgin biçimde azaltır.
MELEK
Disk biçimindeki zarif gövdesini süsleyen görkemli yüzgeçleriyle akvaryumumuzu süsleyen gösterişli balıklardır. Bir yumurtlamada 500-1000 civarında yumurta dökerler. Amazon kökenli olan bu balıklar,diğer sakin karakterli balıklarla birlikte fazla kalabalık olmayan akvaryumlarda rahatlıkla yasayabilirler. Yüksek ısıyı severler, yem konusunda kaprislidirler kuru yemlerin çok kaliteli olmayanları onları kolayca kabız yapabilir.
NEON
Venezuella, Kolombiya, Batı Brazilya kökenlidir. Karma akvaryumlar için uygun barışçıl bir türdür. En az 8’li guruplar halinde beslenmeleri gerekir. Taze suya, klora ve diğer kimyasal maddelere karşı hassastırlar; ilaçların dikkatli kullanılması gerekir. Bu türü yeni kurulan akvaryumlara koymadan önce, Rasbora veya Lepistes gibi daha dayanıklı türlerle başlayarak suyun 1-2 ay biyolojik olarak olgunlaşmasını beklemek gerekir. İyi şartlarda yaşatıdıklarında 10 yıl kadar yaşayabilirler.

 

GÖKKUŞAĞI
Kırmızı gökkuşağının Orjini Yeni Gine nin Sentani gölüdür. Erkekleri
12 cm. ye kadar büyüyebilir. Erginleştikçe gövdesi genişlemeye, renkleri domates kırmızısına ve başlarından sırt kısmı dikleşmeye başlar. Dişi Kırmızı Gökküşakları 10 cm. e kadar büyüyebilir vucutları çok daha ince, renkleri ise gümüştür.

Genellikle Gökkuşakları dayanıklı, beslenmesi ve üretmesi kolay balıklardır. Su koşullarına dayanıksız değillerdir.Hafif asidik sudan alkaline, yumuşaktan biraz serte ve 24,25 derece sıcaklık uygundur.

Bir çok yemi yerler fakat canlı yemleri daha çok tercih ederler. Karma akvaryumlar için ideal bir topluluk balığıdır. Diğer balıklara karşı barışçıl ve bitkileriçin de zararlı değillerdir. Genellikle orta ve üst seviyelerde yüzerler. Hareketli balıklardır bu yüzden geniş akvaryumlar tercih edilmelidir aynı zamanda bitkili akvaryumlar da renkleri daha canlı olacaktır.

Üretimi çok kolaydır doğru şartlar sağlandığında hemen hemen hergün yumurtlayabilirler özellikle sabahları.

 

PİRANHA
Piranha kuvvetli bir çeneye sahiptir. Alt çenesi daha önde olup üçgen ve kesici dişlere sahiptir. Doğada bir çok piranha türü mevcuttur fakat ülkemizde 3 ila 5 çesit piranha türüne rastlamanız mümkündür.

Bazı akvaryumcularda piranha olarak sunulan pacu nun görüntüsü çok benzemesine rağmen piranha ile ilgisi yoktur. Otçul olan pacu, piranha üyelerinden boyut olarak daha büyüktür.

Piranhaların davranışları ortama göre değişiklik göstermektedir. Çekingen olan piranhaları akvaryumda doğal hayatlarındaki kadar saldırgan hale getirmek çok zahmetli ve sabır isteyen bir iştir. Piranhalar akvaryum bitkilerine bir zarar vermezler fakat hızlı hareketleri ile otların sökülmesine neden olabilirler ki bu balığın et ile beslendiğini gözönüne alırsak bitkilerin yaşamaları için gerekli olan su kimyasını dengede tutabilmek hayli zordur. Yaşayacakları ortamı çok iyi hazırlamanız gerekmektedir. Bu balıkların çekingen davranmalarındaki en önemli etken akvaryuma yapılan müdahalelerdir.

Piranha akvaryumu kesinlikle ayakaltı bir yerde olmamalıdır ve tavsiye edilen kayalar ile dekore edilmesidir. Bu dekorasyon sonunda kayaların arkalarına veya yanlarına saklanan piranhalar daha egzotik bir görüntü vermektedir. Su ısısının 24 ile 26 derece olması idealdir.

Havalandırmanın kesinlikle hep çalışıyor olması gerekmektedir. Elektrik kesilmelerinde veya havalandırmada bir problem olduğunda, balıkların suyun yüzeyine yaklaşmaları oksijenin azaldığına işarettir ve piranha bu konuda çok hassastır. Bu gibi durumlarda belli aralıklarla yeni su ilave edilebilir.

piranhaları geniş akvaryumda beslemek, kavgalardan meydana gelebilecek göz çıkması yada önemli derecedeki sakatlıkları enaza indirgemeye yarar.

Piranha alırken pacu ile serasalmus natterari(kırmızı piranha) nın arasındaki farkları bilmeniz gerekmektedir. En belirgin özellik kırmızı piranha nın alt çenesinin üst çeneye nazaran daha ilerde bulunması dişlerinin belirgin, sırtının kambur olması ve solungaçlardan itibaren karın kısmındaki kırmızılıktır. Bir belgesel programındaki görüntüler bu balığın doğada ne kadar saldırgan olduğunu birkez daha kanıtladı buna rağmen Brezilya, Peru vb. ülkelerin resmi kayıtlarında piranhalar tarafından öldürülmüş herhangi bir insan kaydı bulunmamaktadır.
ASTRONOT
En çok sevilen aşağıdaki yazılardanda belli olduğu üzere en çok sevilen türlerin başında gelen Astronot(oscar) lar birçoklarımız için en önemli özelliği hiç utangaç bir tür olmamasıdır heralde. Yemi yemek için asu yüzeyinin üzerine zıplayacak kadar eğlenceli bir o kadarda etçil bir balıktır ki, Güney Afrika kökenli olan astronot “yokedici veya böcek yiyen” olarak anılır.

İlk akvaryuma başladığım yıllarda, malum herkezde olduğu gibi her türü besleme içgüdüsü ile lepistes,gormi vs… balıklardan oluşan akvaryumuma astronot almıştım ve e astronotun ne kadar obur ve etçil bir tür olduğunu anlamam için bir gece yeterli olmuştu.

Astorotların dişi veya erkek olduğunu anlamak için beş altı tane astronot alın şanslıysanız içinden 3 çift çıkarırsınız .

Üretimi ise yine zordur eğer bir çift oluşturabildiyseniz, belli bir süre izleyin yumurtalardan dolayı dişinin karnı şişecek ve daha agresif olacaktır, 250 den fazla yumurta bırakabilir. İlk iki hafta yavrular için en tehlikeli dönemdir bu süre erişkinler yavruları veya yumurtaları koruyacaktır. 22-25 C sıcaklık en uygunudur, büyük akvaryumlar veya alanları tercih ediniz.
CİCHLİD BALIKLARI
Çok agresif türlerden biri olan çiklit ler, güzel desenleri, renkleri ve davranışları ile akvaryum severlerin en gözde balıklarından biri olmuştur.

Çiklit akvaryumu sık ve çok oyuklu kayalarla dekore edebilirsiniz çünkü cikletler yerlerini sahiplenirler ve kayaların arasında yer tutarlar, bölgelerine girenlerle daima bir kavga halindedirler. Bu yüzden 200 litelik ve üstü akvaryumlar daha uygun olabilir ki kayalarıda koyacağınızı düşünürsek alan kaybı çok olacaktır. Yalnız Çiklitlerin kayaların altındaki kumları kazıp tünel yapacağını da düşünürsek bir felakete yol açmamak için kayaları silikonla yapıştırabilirsiniz.

Çiklitlerin yaşadığı bazı göllerdeki yaklaşık PH seviyeleri; Lake Malawi 7.4-8.6, Yaşam ısıları ortalama 25-26 Derece dir.

Lake Tanganyika 7.8-9.0, Lake Victoria 7.2-8.6 dır. PH seviyelerini ani düşürmek yada çıkarmak Afrika Çiklitlerinin bağışıklık sisemini etkiler ve hastalıklara karşı dayanıksız bir hale gelirler. Afrika Çiklitleri ve diğerleri için PH seviyesini 8.2-8.4 te tutmaya çalışın.

Bu göllerin hepsi sert sulardır birçok erimiş mineral ve tuz çözeltisi vardır. Akvaryumunuzdaki ekolojik dengeyi bu göllerdeki oranlara yaklaştırmanız için yapmanız gereken, ezilmiş mercan kumu, deniz kabuğu, kireçtaşı veya diğer kaya çeşitlerini akvaryumunuza koymanızdır.

 

DİSCUS BALIKLARI
Diskus, akvaryum balıkları içerisinde özel bir yere sahiptir. Güzelliği kadar davranış biçimiyle de ilgi çeker. Amerikan Çiklitlerinden olan Diskus Amazon kökenlidir. Akvaryum dünyasına girmesini takiben çok sayıda varyetesi üretilmiştir.

Diskus, yaşatılması güç ve pahalı bir balık olarak ün yapmıştır. Ancak yıllardır akvaryumlarda üretilen bu balıklar doğadakilere oranla daha kolay yaşatılabilir hale gelmiştir ve üreticilerinin yaygınlaşması nedeniyle artık daha hesaplı fiyatlara bulunabilmektedirler.

Diskusu yaşatabilmek her balık türünde olduğu gibi öncelikle akvaryumdaki biyolojik dengenin oturtulması ve sürdürülmesiyle mümkün olmaktadır. Diskusların pH değeri 7’nin üzerinde ve orta sertlikteki sularda bile rahatlıkla yaşayabildiği kaynaklarca vurgulanmıştır. Pek çok hobici niteliğini araştırmak şartıyla musluk suyunu kullanarak diskus besleyebilir. Suyun aşırı sert olduğu durumlarda, 20 litrelik damacana sulardan düşük sertlik ve pH değerine sahip bir marka seçilerek akvaryuma eklenebilir.

Üretimde ihtiyaç duyulan su özellikleri ise farklıdır ve bu özelliklerin sürekli olarak sağlanabilmesi için yukarıda bahsedilen cihazların kullanımı uygundur.

Diskusun en az su kadar hassas olduğu bir diğer faktör sıcaklıktır. 27-28 derecelik değerlerin altında kolayca strese girerler. Yeni gelen diskusların akvaryuma alışmaları su sıcaklığının 32 derecede tutulmasıyla kolaylaştırılabilir. 34-35 derecelik sıcaklıklara çıkıldığında diskuslarda sık görülen parazit türlerin bir kısmından hiçbir ilaç kullanmaksızın kurtulabilirsiniz.
PANGASUS
Geniş havuzlarda 1 metreye kadar büyüyebilen ve Uzak Doğu Asya’da pirinç tarlalarında sofra balığı olarak yetiştirilen Pengasus, aslında akvaryumlar için uygun bir tür değildir; sadece gençken akvaryumda tutulabilir. Görüşü kötü olan bu tür, titreşimleri algılama yeteneğine güvenir. Sürekli sinirli ve kaçmaya hazırdır. Gençken canlı yem gerektiren bu türün yaşlanınca dişleri dökülür ve vejeteryan yaşama geçer.

 

1 2